Gelmiş Geçmiş En Sansasyonel Liderlerden Fidel Castro, 65 Sene Önce Bugün Küba’nın Önderi Oldu

Dünyanın en çok tanınan ve tartışılan liderlerinden, Küba Devrimi önderi Fidel Castro, başarılı olan Devrim’in ardından ilk kez 2 Ocak 1959’da Küba lideri oldu.

Castro için bu dönem, çok zorlu ve uzun bir yolun ardından ulaştığı zirve noktasıydı. Sonrasındaysa çok uzun yıllar ülkesinin lideri olarak kalmayı başardı.

Bu içeriğimizde Fidel Castro’nun Küba Lideri olma sürecini yeniden anımsayacağız.

Fidel Alejandro Castro Ruz, tüm dünyanın tanıdığı ismiyle Fidel Castro. Küba Devrimi’nin lideri ve uzun yıllar ülkesini yönetmiş devlet başkanı.

Çeşitli kesimler tarafından diktatör olarak nitelendirilen Castro, buna karşın dünyanın çok farklı coğrafyalarında özellikle sol görüşlü gençlerin idol olarak benimsediği bir insan oldu.

Devrim sonrasında, 1959-76 arasında Küba başbakanlığı, 1976-2008 arasında Küba devlet başkanlığı yaptı. 1961 ile 2011 yılları arasında da Küba Komünist Partisi Birinci Sekreterliği görevini yürüttü. Uluslararası alanda ise 1979-1983 ve 2006-2008 yılları arasında Bağlantısızlar Hareketi’nin Genel Sekreterliğini yaptı.

Peki, Castro’yu Küba liderliğine taşıyan süreçte neler yaşandı?

Kübalı asker ve diktatör Batista, 1940 yılından beri ülkenin hakimiyetini elinde tutuyordu. O zamanlar genç bir Küba Halk Partisi üyesi olan Castro, Batista yönetimine karşı silahlı mücadeleye katıldı.

1953 başlarında Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro, 26 Temmuz’da Santiago’daki Moncada Kışlası’na 165 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi. 

Başarısız olan bu girişimin sonunda Castro tutuklandı. Santiago’daki Küba Yüksek Mahkemesi’nde yapılan yargılamada ‘Sayın yargıç siz beni mahkûm edin! Tarih beni haklı çıkaracaktır!’ cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı.

Bu savunma, direniş hareketinin daha geniş kitlelere yayılmasını ve benimsenmesini sağladı. Aynı zamanda Castro’nun popülerliğini de büyük ölçüde arttırdı.

Mahkeme sonunda 16 yıl ceza aldı. Juventud Adasında 21 ay tutsak kaldıktan sonra Batista’nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı. Bu affediş, Batısta’ya çok pahalıya mal olacaktı.

Hapisten çıktıktan sonra Fidel çalışmalarını daha da hızlandırdı. Üstelik artık muhaliflerin doğal lideri haline gelmişti. 1955’te Küba’dan ayrılarak Meksika’ya geçti ve 26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu. Gerilla Savaşı yöntemlerini öğrendi.

Bu yöntemi Küba’da uygulamaya ve bu yolla sonuç almaya karar verdi. 

Şimdi yeni bir savaş başlıyordu. Bu süreçte Fidel’in saflarına katılan yeni devrimciler de oldu. 

1956 yılının son günlerinde gizlice Küba’ya dönerek karaya çıktı.

Küba’ya döndükten sonra hükûmet kuvvetleriyle girişilen çatışmalarda arkadaşlarının çoğunu yitiren Castro, aralarında kardeşi Raul Castro ve dava arkadaşı Ernesto Che Guevara’nın da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Maestra Dağlarına çekildi.

Bu süreç Küba içinde bir gerilla savaşının da başlaması demekti. Dağlarda örgütlenen Fidel ve arkadaşları hükümete karşı isyanlarını sürdürdüler.

Çatışmaları önleyip ülkede birliği sağlayamayan Batista, giderek siyasi desteğini yitirdi. Kendi ordusundan birçok asker de devrimcilerin saflarına katıldı.

Can güvenliğinden endişe duyan Batista, 31 Aralık 1958’de Dominik Cumhuriyeti’ne kaçtı. Castro 1959’un ilk günlerinde Havana’ya girdi. Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.

Devrim başarıya ulaşmıştı.

İktidara gelen Fidel Castro ve arkaşları, ilk olarak fiyatları ve kiraları düşürdü. Ardından köklü bir toprak reformu başlattı. 40 hektarı geçen toprak bedelleri 20 yılda ödenmek üzere kamulaştırıldı ve halk çiftlikleri olarak işletilmeye başlandı.

Küba’daki gelişmeler komşu ABD’de endişeyle izleniyordu. Soğuk Savaş devam ediyor, Küba’daki devrimin çevre ülkeleri de tetikleme ihtimali ABD’yi kaygılandırıyordu. Bu dönemde Sovyetler Birliği ile Küba yakın müttefikler oldular. 

ABD ve Küba’nın arası günden güne daha çok açıldı. Bunun üzerine ABD, Küba’ya müdahale ederek Castro rejimini yıkma kararı aldı. Ancak bu girişim ABD için çok ağır sonuçlar doğuracaktı.

15 Nisan 1961 günü sabah saatlerinde sekiz Douglas B-26B Invader bombardıman uçağı üç grup halinde havalanarak Havana ve Santiago de Cuba’daki havaalanlarına saldırdı. Domuzlar Körfezine çıkarma yapıldı.

ABD savaşın doğrudan bir tarafı gibi gözükmek istemiyor, bunun yerine Castro muhalifi Kübalı milisleri asker olarak kullanıyordu. Ancak herkes ABD’nin bu savaşı fonladığını ve Castro muhaliflerini eğitip donattığını biliyordu.

Çıkartma büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı ve Küba Ordusu girişimi bastırmayı başardı.

Fidel Castro ülkedeki iktidarını bu sayede daha fazla perçinlemiş oldu.

1976’da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlenen Castro, Küba’nın tek önderi ve hakimi olarak bütünüyle kendisine bağlı bir devlet mekanizması inşa etti. Artık rakipsizdi.

Soğuk Savaş’ın son yıllarında SSCB’ye bağlı ülkeler piyasa ekonomisine geçip liberalleşirken Küba sosyalizme bağlılığını sürdürdü. 

Fidel Castro 31 Temmuz 2006’da sağlık problemleri nedeniyle yetkilerini  başkan yardımcısı ve kardeşi Raúl Castro’ya devretti. 2008’de ise bütünüyle yönetimden çekildi.

25 Kasım 2016 tarihinde Fidel Castro, uzun süredir mustarip olduğu çoklu organ yetmezliğine yenik düşerek vefat etti. Vasiyeti üzerine cenazesi 27 Kasım’da yakıldı.

Castro, 20. yüzyılın en uzun süre görevde kalan liderlerinden birisi olarak tarihe geçti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir